İnsanın kendini eleştirmekten imtina etmek gibi ezelî ve ebedî bir hasleti vardır. Bu yaygın niteliği delerek geçmişte iğneyi kendine çuvaldızı başkasına metaforunu ortaya atanlar olduğu gibi bugün nadiren tatbik edenler de elbette mevcut. Lakin istisna kaide hesabı burada da geçerli. Böylelikle bir genelleme yapabiliriz ve insanlık olarak kendimizi hakkıyla eleştirme vazifemizi yerine getirmekte pek başarılı olduğumuz söylenemez diyebiliriz. Doğu toplumlarının, özellikle geçmişte fakat bugün dahi hatırı sayılır düzeyde, eleştiriyle mesafesi herkesin malumu. Bir parçası olduğumuz düzene, bağlı olduklarımıza, sevdiklerimize, en nihayetinde kendimize gelince olumsuz kelime dağarcığımız epey dar. Burada bütünüyle bir eleştiri kültürü tahlili yapmak yerine birey olarak kendimizi tartıya ne kadar koyduğumuzun üzerinde durmak niyetindeyim. Kalan kısımları başka bir sohbetin konusu olsun.
Öz eleştiri gibi esaslı bir haslete sahip değilseniz karakter sütununda bir eksi yersiniz ve bunun yaşamınıza etkisi negatif yönde olur. Nihayetinde bu başarınızdan mutluluğunuza kadar birçok parçaya tesir eder, üstüne üstlük hayatı olduğu gibi okumanızın önüne geçer.
Örneğin, bütünüyle ele alamadığınız bir meselede muhakemeye kalkıştığınızı düşünelim. Meselenin göremediğiniz yönleri yüzünden muhakemenizin hatayla sonuçlanması kuvvetle muhtemeldir. Muhakeme neticesinde aldığınız kararları uygulamaya koyulduğunuzda hatalı okumanız karşınıza çıkacaktır. Lakin meseleyi değerlendirirken dahil etmediğiniz faktörler şahsınıza dair ise pek zordasınız. Zira sonraki adımlarda da hatayı meselenin diğer yönlerinde arayacağınız için doğru bir yaklaşım ortaya koymanız mümkün olmayacak. Sonu gelmez ve beyhude bir çabadan öteye geçemeyeceksiniz.
Öte yandan, öz eleştiriye mesafeli durmak aynı vakitte tekâmülden uzaklaşmak anlamına gelir. Planlarınızı ve yönteminizi onu kapsayacak şekilde inşa etmeniz gerektiği için muallel tarafınızı bilmek mecburiyetindesiniz. Birey eksiklerini, hatalarını tahlil edip çıkardığı derslerle daha iyiye doğru adım attığı sürece tekâmül yolunda sayılabilir. Kendini bilmek meselesi tam olarak budur. Öz eleştiriden yoksun bir insan kendini bilemez. Kendini bilemediği için yeterince gelişemez. Yeterince gelişemediği için esaslı bir başarı, yeterince huzurlu bir yaşam elde edemez.
Şüphesiz bu saydıklarımızda tek unsur öz eleştiri değildir fakat vazgeçilmez bir unsurdur desek yanılmış olmayız.
Kendini bilen insan ; yürüyeceği yolun ve hedeflerinin haritasını çizen insandır. Baktığı pencerelerden eşit ve adaletli bakış açılarıyla yönlendirmeler yapabilir aynı zamanda kendisine gelen eleştiriler karşısında süzgecinden geçirip şekillenebilir. Bulunduğumuz yer ,yaşam şekli , ekonomik yapısı farklı olabilir bu bahaneler altına sığınarak iğneyi kendimize batırmadan çuvaldızı başkasına batırmayalım. 21. yüzyılda 'mesafe ' adı altında kavramı hayatımızın ortasına yerleştirmemiz doğrultusunda kendi duygularımız başta olmak üzere her şeye mesafeye yerleştirdik. Peki ne alaka ? mesafe ile öz eleştiri. Kendimizi tanımadan önce çevreye odaklanıp kendimiz ile mesafe koyduk ne yazık ki ? bu da bize yapılan eleştiriler ,söylenen sözler bize atılan ok gibi gelmeye başladı.